05 Aralık 2019 Perşembe

Mustafa Özyıldız / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

EREĞLİ-11-ELEŞTİRİ ,SİNERJİ,EREĞLİ KÜLTÜRÜ

23 Şubat 2015 Pazartesi 12:13

Türk Milleti olarak tarihte, eleştiri kültürünü özümsemiştir, uzun dönem  ,bu kültürü baş tacı etmiş

ender milletlerden birisidir. “Hatanı hatırlata hürmet et!…”,  atasözü bile, bu

 konuya ne kadar büyük hassasiyet gösteren bir millet olduğumuzu anlatmaya

 yeterlidir. Hem geleneklerimizden aldığımız kültür hem de İslâm inancının etkisiyle

 “eleştiri kültürü” bizde en olgun biçimiyle kullanılmış ve günümüzde ise değişime

uğrayıp negatif yönü hissedilir ve agır basar hale gelmiştir.  Neticede ,toplumsal hayatımızda

eskilerin münekkit dediğimiz eleştiriyi yapanın , konunun daha doğru ortaya

konulmasına hizmet etmek amacının çok ötesinde; hata bulmak, yanlışı ifşâ etmek,

 hatta muhatabını küçük düşürme gayesini güder hâle gelmiştir. öte yandan,

 atalarımız “İğneyi kendine çuvaldızı başkalarına batır!” diyerek asırlardır bu hususta  en önemli  kriteri de ortaya koymuştur, diğer yandan karşı cephe yönüyle ardı arkası gelmeyen dikkatsiz

eleştirisel durumla, eleştiriye uğrayanlarda “tahammülsüzlük” dediğimiz sonucu

 doğurmakta  ve az da olsa, doğru- dürüst yapılan eleştirileri bile kulak ardı eder

 hâle sürüklemektedir.

Eleştiri kişinin hak ve hürriyetlerine yönelik değil, kişinin söylediklerine,

 yazdıklarına ve icraatlarına yönelik olabilmelidir. Her kişi saygındır; muhteremdir ve

 bir insan olarak eşittir. Onun kişisel hak ve hürriyetlerine ne adla olursa olsun tecavüz

edilemez. Ancak kişi sözü, yazdıkları ve icraatlarıyla eleştirilebilir. Bu da “saygın bir üslûp”

gerektirir.

 Bu gün  maalesef-  konunun bu yönünden de uzaklaşmış ve pek çok yer de eleştiri üslûbunu “hakaret üslûbu” hâline getirmişlerdir.

 

 Türk kültürü bireysellik ve toplulukçuluk ölçeğinde genelde topluluk yönü agır basan özellikler  gösterir.

Kültürün ekip çalışmasını zorlaştıran özelliklerini törpüleyip kolaylaştıran özelliklerini ön plana

çıkarırsak dev ve nitelikli  sayılabilecek başarılar yakalamak mümkün,

toplumsal olaylar, başarılar cephesinden, insanları GERÇEKLEŞTİRENLER,

 gerçekleştirmesini SEYREDENLER

ve  bu olaya, sonuca ,bu başarıya HAYRET EDENLER Şekliyle gruplandırabilir

Ereğlimiz de bu gruplandırmada büyük çoğunlukla hangi katagori de dersiniz?

 

,Ereğli toplumu eleştiride ,kritiklerde hala

KİŞİLER,

OLAYLAR,

DÜŞÜNCELER,FİKİRLER,

ayırımını   yapamamış seviyelerdedir,

siyaset iş dünyası ,kültür ve toplumsal hayat konularında  kişiler ve olaylar boyutu hala aşılamamıştır ve hala  bu böyle de devam edip gitmektedir, , eleştiride muhatabın yüzüne söylenebilme  oranı,MERTCE ELEŞTİRİ  dediğimiz fiili durum binde birin altındadır.

bunun da bizce bilinen çok çeşitli ictimai sebebleri de mevcuttur.

Eleştiride genelde  körü körüne eleştiri  dediğimiz şekliyle verimsiz nitelikte olması ,konu ile alakalı çözüm üretilmemesine yada yanlı  çözümlere kaçılmasına sebebiyet vermekte.

asıl olan fikirler üzerinden olması gereken kritikler yapılamamaktadır ve yarım asırdır siyaset iş ve sosyal meselelerle alakalı şehirde uzun süren  kayıkçı kavgası da  halen sürmektedir

bu ortamda,

bu  sabır gerektiren meşakkatli alanda ,kişi odaklı,kim ne dedi ?,kim ne yaptı ? sorularının peşinden gitmeyen, kul hakkına girmeden, bakış acısı olarak kör bir  noktada kalmadan hareket edilebilmelidir.

Yarım asırı geçen süredir, yaşanan gerçekler , yapılan ereğli  yerelindeki  kavgalar,olaylar  bunu  fevkalade  iyi göstermektedir.

Yatırım perspektifinden ,

Ereğli ve yöresi doğumlu büyük yatırımcılara ve yatırımcı  gruplarına bir bakacak olursak,

20 MİLYON DOLAR VE ÜSTÜ SERVETLERİ  İLE,

Oger-Holding –Almanya ,Vural Öger

Kamer Holding-Özer Sevencan

Atlas Yatırım-Okyanus Grubu –Nusret Argun

Tayaş Gıda –İst (Sevket Taycı)

İle büyük iş adamları olarak

Abdullah Özdoğan-İst

Zihni Yağcı-İst

Mustafa Maç-Ankara

Velid Günay-İst

Ali Talip Özdemir-İst

Okay Süllü -İst

Hasan Akgüç-Ereğli

Akbel Süt-Ereğli

gibi  büyük iş adamlarımız ile

Ereğli merkezli ağırlıklı süt işleme endüstrisi sektöründe faaliyet gösteren

Ağırlığı Ayrancı Berendi köyü kökenli ailelerce yönetilen ve  aile  şirketleri özelliklerinde olan 25 ‘in

 üzerindeki  işletmelerle , 70 kadarda tarım hayvancılık,inşaat  vb sektördeki orta ve ortanın üstünde büyüklükte işletmeleri görmekteyiz,

 bu ölçekte bu fabrikalar büyüklüğüne ulaşmış olan kentte neden daha global katma değeri yüksek yeni bir sektör ,yeni  holdingler ve yeni iş oluşumları ,üretim kooperatifleri   gerçekleşmemekte….

Şehrin beşeri sermayesi olarak ülke geneli ortalamasının üzerinde bir sayıda rektör

 ve dekanlar dahil 250  sayısının üzerinde akademisyen, ilim adamı, ve bir o kadarda

 üst düzey bürokrat ve iş adamı onlarca milletvekili, bakan ve binlerce teknik eleman

 eğitimci yetiştiren şehri  - Ereğli Karabük (KAR-DEMİR)  ve Eskişehir

 (SARAR GRUP) örneklerinde olduğu gibi  memleketinde bulunan döneminin

 Türkiye de entegre en büyük tesis olan Sümerbank dokuma fabrikasından

NEDEN  yerli bir büyük holding ve yatırımcı grubu ve büyük bir tesis çıkartamamıştır.

Başarılı  olan Çok ortaklı yapılarda  ise merkezi Konya da  bulunan ve Ereğli çiftçisinin

Çüzi bir pay( %15)ANADOLU BİRLİK HOLDİNG -PANKO-BİRLİK  bulunmakla birlikte holding yönetimi ikna edilip, TORKU yatırımları Ereğli’ye şu asamaya kadar kanalize edilememiştir ve SÜT BİRLİĞİ,

 DAMIZLIK SIĞIR  BİRLİĞİ gibi şehir ekonomisini  5 asırdır en iyi bildiğimiz  işe yani

 tekstil sanayisinden tekrar  tarım ve hayvancılığa dönüşüme yöneldiğini görmekteyiz,

     

        Sinerji son 20 yılın dünyanın sıkça kullandığı bir kavram kelime anlamı,

‘İşbirliği’’ görevdeşlik’ olan kavram işletme ve üretim kültüründe büyük ölçüde değişen üretim ve yönetim anlayışı ile yakın dönemlerde  gündeme geldi.

Zamanımızda artık bireysel beceriler artık sorunları aşmaya tek başına yetmiyor,

Yüksek performans ve uyumlu çalışma modeli 

-Bireysel kaliteye,

-Ekip kalitesine,

-Yönetim kalitesine bağlıdır.

Bir başka izahla,Sinerji 2 den fazla kişinin biraraya gelerek çalışmaları sonucu tek ,tek

 oluşturacakları başarıdan elde edecekleri sonuçtan daha fazlasını elde

 etmelerini ifade eder ,beşeri ilişkilerin sonuçları matematiksel sonuçlar

gibi olmaz, sonuçlar daha farklıdır, matematikte,20+20 =40 iken sinerjide bu sonuç

 50 yada negatif sinerjide sonuç 30 a yada daha azına  eşit olabilir.

2050 kadar iş trendlerinde ,gelişen ekonomilerde,

-her türlü işte daha çok ekip çalışması yapılacak

-her düzeyde daha çok liderlik davranışına ihtiyaç duyulacak

-etik önem kazanacak,

-her iş mutlaka elektronik ortamda ölçülecek

-yapılan her işin etkinliğinin ölçülür olması sağlanacak

 

Ereğlide her türlü iş organizasyonda ,siyaset dahil,ekip çalışmalarında kentin lehine

olabilecek ölçüde  ve nitelikte  sinerji yakalanamamakta ise sebebler nelerdir?

Ereğli uzun dönemler boyunca pek çok iş ve oluşumda epey gayret ve çaba  gösterse de bir türlü sonuç alamadı.

1960 yılında Almanyadaki Ereğlili işçiler ve elma yetiştiricilerince kurulan çok ortaklı ERSU örneği, yerel yönetimce işletilen TUĞLA ve ŞİŞELEME tesisleri ile

ETİ BİSKÜVİ, BİRSA,DOĞA HASTANESİ, SÜMERBANKın özelleştirilmesi sürecindeki başarısızlıklara hangi etmenler sebep oldu?

ERSU girişimi ve ETİ BİSKÜVİ neden kısa sürede Ereğlilerin elinden çıktı.

 Cevap İYİ EKİP ve iyi bir PROFESYONEL YÖNETİCİLER çıkarılamaması  ile alakalı olabilir mi?

Ereğli tarihi ,bir asırdır EREĞLİ SÜMERBANK BEZ FABRİKASI ‘ nın kurucuları gibi dönemin birkaç yerel lider ve önder hariç Ereğli,ekonomisini,sanayisini,sosyal ve kültürel hayatın  değişimini dönüşümünü sağlayan ulusal ölçekte ve büyük   iş organizasyonun içine girememekte ise sebepler neler?

Uluslararası ölçekte marka olmuş isim ve holding (Oger Holding-Almanya,Vural Öger) hariç çıkamamıştır.

Kalkınma ,sanayileşme mesele biraz da orta Anadolu bozkırının,kentlerinin bir kısmının  kaderi gibi görünmekte olup, değişim aynı zamanda bir asırlık rüyasıdır da.

 

 İyi ekipler oluşturabilmemiz için 2 temel şart esastır.

-Profesyonel olmak

-Olgun insan olmak

Bugün buna  bugünkü tabirle duygusal zeka şekliyle bakabiliyoruz

Duygusal zekada, olgunluk düzeyleri gelişmemiş gelişmesine caba harcanmamış,

bu yönde yetişmeye gayret etmemiş    bireylerin İYİ EKİPLER oluşturabilmesi nadirdir,

Ereğli’de iş ,sosyal organizasyonlar ve diğer alanlarda karar verici noktadaki

İnsanlarımızın son 50 yıldaki yaptıkları analiz edildiğinde sonuç itibariyle esnek olmayan yapıda olmaları , kentte  gelişimi yavaşlattığı ortaya çıkmaktadır…..

Buda kentte gelişmesi gereken, oluşabilmesine caba harcanması gereken sinerjiyide  negatif  sinerjiye çevirmektedir.

Verimlilik işi doğru yapmaktır, Etkinlik ise doğru işi yapmaktan geçer. Verimli ve başarılı olmada kişilerin bilgi ve kabiliyetleri yetmez, günümüzde insan ilişkilerinde uyum ve hayata bakış acısı duygusal olgunluk ve duygusal zeka ile bireysel başarıyı bireysel kaliteyi büyük oranda belirlerken çok ortaklı girişimler ve yeni iş alanları ve oluşumlarında kaderini etkilemektedir.

Basma kalıp  iş yönetimleri ile dün yaptıklarımızı tekrarlıyarak daha cok calışşak bile başarılı olmak artık mümkün değil,

Kişi duygusal olgunluğa sahip değilse işini çok iyi yapması ya da çok donanımlı olması fazlaca bir öneme haiz değil,

Duygusal olgunluğu olmayan kişi ne kadar zeki ve aktif ise işinde yönetiminde dik duvar örebilir,dik rampa çıkarabilir karşımıza,

 Ereğli de 50 yıllık siyaset, ve çok ortaklıklı işlerle ilgili gözlemler,deneyimler ,  bunu göstermiyor mu ?

Çoklu iş organizasyonları ve insan ilişkilerinde zorlanmadan , Zorlamadan istediğini elde edebilmek  yol ve yöntemimiz olmalıdır..

Kültürümüzle ilgili değerlendirme yaparsak cogu zaman uzlaşmacılık bizim kültürümüzde,

 sosyal yapımızda her hikmetse  yer almaz yada çok az yer alır diyelim ’söke söke almak’tuttuğunu koparmak’ bizde birer meziyet olmuştur.

Oysa ekip çalışmasında,profesyonellikte, grup çalışması merkezinde ve temelinde uzlaşmaya dayalı,kazan/kazan çözümleri yatar

 

Bireysel kalite iki  yönlüdür.

Türk kültüründe insanlar birilerini kendinden kabul ederlerse  kale alırlar

 yani dikkate  ve birbirlerini hesaba katarlar Türk kültüründe birliktelik duygusu vardır,

 İmece örfümüzdür ,adetimizdir ,gelenektir.

Ereğli’de uzun dönemlerden beri oluşan zihin haritamızdaki engelleri kaldırabilirsek

Büyük ölçüde sinerji oluşturabiliriz,

Grup çalışmalarında başarı ‘yaptığı işi seven ,

sevdiği işi yapan’insanlarla elde edilebilir.

Grup çalışmasına yatkın olmayanlar

-neden işe yaramayacağını göstermeye çalışırlar

Karşısındaki fikri çürütmek yönüyle izah ederler

Söze genelde ama şekliyle girerler

--Grup çalışmasına uyumlu olanlar

-nasıl yararlı olacağını göstermeye çalışırlar

Zorlukların üstesinden geliniş şekillerini izah ederler

Karşı fikrin işe yarar yönünü değerlendirme taraftarıdırlar

Kaliteli bireylerden oluşan ekipler kaliteli olur diye bir kural yok,

Burada iki temel dikkat noktaya dikkat edebiliriz

-ekip üyelerinin doğruluğunu tartışmayacakları ve kesinlikle uyacakları ortak değer  sisteminin varlığı önem taşır,diğer taraftan

Güven unsuru ile amaçları zorlamadan ve zorlanmadan elde etme becerisi esastır.

ekip olarak uyumlu çalışma becerilerinin geliştirilmesi olarak ta

karar verme ve problem çözme ile alakalı düşünme sistematiğinin bulunması

uzlaşmaya dönük çalışma stratejilerinin varlığı,

toplantı usulü çalışma modeli,

müzakare becerisinin geliştirilmesi  olmazsa olmaz şartlardır.

     Güven duygusu iş hayatında beşeri ilişkilerde her türlü ilişkinin temelinde bulunan harçtır.

Başka insanlara beslenecek güven duygusunun temelinde insanın kendine güveni yatar

Kendine güvenemeyen insan başkalarına güvenemez,

Kendisi güvenilir olamayanda başkasını güvenilir bulamaz,

Güven duygusunda 3 boyut şudur.

-kendine güven duymak

Güvenilir olmak

Başkalarına güven duymak

Ereğli’de çok ortaklı oluşumlarda temel problem budur.

Kendine güven güvenilir olanın ve başkalarına güvenmenin temelini oluşturur,

Kültürümüzde ,’kişiyi nasıl bilirsin? kendin gibi’ sözü bunu çok iyi anlatır

Güvenilir olmak ise sözünü tutmak

Özü sözü bir olmak , bir görevi yapacak yetkinlik ve beceriye sahip olmak, dürüst olmak

,sorumluluk sahibi olmaktır

Başkalarına güven duymamızı belirleyen faktörler ise

Beklentiler, kişisel özellikler, dünya görüşü, riskler, çıkarlar,

-Politik görüş farkı

Bölgeselcilik,  kıskançlık ,az olsun bizim olsun yaklaşımı

Başarıyı kabullenememe, haset fesat güven duymamızı zorlaştıran faktörlerdir.

Başarıda, insan ilişkilerinde başarılı olmak mutlak şarttır

Ereğlide 1 asırdır neden siyasetçilerimiz ve üst düzey bürokratlar  görevleri sonrası

Ereğli’de kalmadılar?

 neden bir iki istisna dışında çoğunluk büyük kentlere göçtü gitti.

Hoşgörü ve esneklik prensipli olduğu zaman ticarette, siyasette  etkinliği artırır

Esnek olmayanlar yani katı mizaçta olanlar ,işte siyasette beşeri münasebetlerde

olmuş olana takılır,İleri gidemezler

Hoşgörü ve esneklik  grup çalışması içinde uzlaşma ile bütünleşir

Uzlaşma kültürümüzde taviz veren  şekliyle anlaşılıyor olsa’da gereklidir.

Katı mizaçtakiler,i şlerini yalnız ve kendi usullerine göre yaparlar ve işi en çok ta kendilerinin iyi yaptıklarına inanmak noktasının bir adım  ilerisine de gidemezler.

Bu yazı toplam 2543 defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ
MEDYA