5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü

5 Aralık Dünya Kadın Hakları Günü

 

Ereğli’de Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkının Verilmesinin 81. Yıldönümü olması nedeniyle T.K.B Ereğli ŞubesiBaşkanı Sevinç Belen ve arkadaşları tarafından Atatürk Anıt’ına çelenk sunma programı düzenlendi.

Bugün 5 Aralık Kadınlara Seçme ve seçilme hakkını verilişinin 81. yıldönümü olması nedeniyle, Türk Kadınlar Birliği Ereğli Şubesi tarafından Atatürk anıt alanında çelenk sunma programı düzenlendi.

Düzenlenen programda bir konuşma yapan, Türk Kadınalar Birliği Ereğli Şubesi Başkanı Sevinç Belen konuşmasında şu ifadelere yer verdi.

Çok sevgili kız kardeşlerim;

Bugün 5 Aralık 2015. Kadınlar olarak seçme ve seçilme hakkı elde etmemizin 81. Yıldönümü. Bugünün biz kadınlar için anlamı elbette oldukça büyük. Sizlerle öncelikle seçme ve seçilme hakkının elde edilmesiyle ilgili neredeyse her kaynakta yer alan ifadeleri paylaşmak istiyorum;

“1930 yılından itibaren çıkarılan bir dizi yasa ile önce Belediye seçimlerine katılma, sonra köylerde muhtar olma ihtiyar meclislerine seçilme hakkı tanınan kadınların milletvekili seçme ve seçilme hakları, 5 Aralık 1934’de Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile tanınır. Yasaya göre 22 yaşını doldurmuş her kadın milletvekili seçme, 30 yaşındaki her kadın milletvekili seçilme hakkına sahiptir.”

Bu tanım bazı yönleriyle doğru fakat oldukça eksik. Çünkü biz biliyoruz ki dünyanın hiçbir yerinde kadınlar mücadele etmeden herhangi bir hak elde etmemişlerdir. Seçme ve seçilme hakkıyla ilgili kaynakları taradığımızda çoğunda bu hakkın kazanılmasının öncesinde yatan kadın mücadelesi ne yazıktır ki yine anlatılmıyor. Seçme ve seçilme hakkı biz kadınlar için bir lütuf değildir. Aksine kadınların yoğun mücadelesiyle kazanılmış bir haktır. Bu nedenle bugün sizlere kısaca Nezihe Muhiddin’den bahsetmek, hakkın kazanılmasının 81. Yıldönümünde kendisini saygıyla anmak istiyorum.

Nezihe Muhiddin 19. yüzyılın sonunda İstanbul'da doğmuş, iyi derecede Farsça, Arapça, Almanca ve Fransızca bilen, 20 yaşında İttihat Terakki Kız Sanayi Mektebi'ne müdür olan, aynı yaşlarda gazetelere sosyoloji, pedagoji, psikoloji yazıları yazmaya başlayan aydın bir kadın. Sahnelenmiş piyesleri, operetleri, filme alınmış senaryolarından edebi yönünün de ne kadar kuvvetli olduğunu anlamak güç değil. Daha cumhuriyet ilan edilmeden, “Cumhuriyeti kadın hakları için uygun bir zemin” olarak gördüğünden Haziran 1923'te, kadınlara oy hakkı ve siyasal haklar talebiyle Kadınlar Halk Fırkası’nı kurmuş. Parti programında kadınların milletvekili ve asker olması gibi o dönem için yalnızca erkeklere uygun görülen maddeler olan bir kadın partisinden bahsediyorum. Talepleri "aşırı" bulunan partiye izin verilmemiş. Bunun üzerine Muhiddin, talepleri daraltarak Türk Kadınlar Birliği'ni kurmuş ve mücadeleyi dernekte sürdürmüş. Dernek kadınların seçme ve seçilme hakkı olmamasına rağmen ilk seçimlerde Nezihe Muhiddin’i milletvekili adayı göstererek desteklemiş fakat tüm bu girişimler sonuçsuz kalmış. Kadınların aday olamamasına çözüm olarak feminist bir erkek aday çıkaran dernek erkek adayın baskılara dayanamaması neticesinde adaysız kalmış. Bu arada üye sayısı 1000'e yaklaşan, 4 ilde şube açan Türk Kadınlar Birliği kapatılmış. Nezihe Muhiddin’in 1908'den beri ısrarla talep ettiği siyasi haklar ise kadınlara Atatürk ve yol arkadaşları sayesinde 1934'te tanınabilmiş.

Kıymetli kadın arkadaşlarım;

Bir hakkın kazanılmış olması o hakkın kullanılabildiği anlamına gelmiyor. En temel hak olan yaşam hakkı bile ellerinden alınan kadınlar olarak maalesef seçme ve seçilme hakkımızın layıkıyla uygulandığını söylemek de oldukça güç. Ülkemizin pek çok yerinde kadınlar seçimlere bilfiil katılamıyor, katılsa dahi eşlerinin ya da babalarının fikirleri doğrultusunda oy vermeye zorlanıyor. Parti yönetimleri kadın adayları yeterince desteklemiyor.  Bu da kazanmış olduğumuz bu hakkın önemsenmediğini gösteriyor.

Peki, meclisteki temsiliyetimiz neden önemli? Bu konunun kavranması için sizlere son derece üzücü bazı verilerden bahsetmek istiyorum:

2015’in ilk 10 ayında erkekler 236 kadın öldürdü, 112 kadına tecavüz etti, 157 kadını fuhuşa zorladı, 319 kadını yaraladı, 179 kadını taciz etti. Bunlar sadece basına yansıyan rakamlar, gerçek rakamlar bunun çok daha üzerinde… Her güm 3. Sayfa haberlerinde bir kardeşimizin daha katledildiğini okuyoruz. Yoğun olarak yaşadığımız ayrımcılığın sebebi elbette erkek egemen zihniyet ve bu zihniyeti dönüştürmek maalesef kısa sürede başarılabilecek bir hedef değil. İşte bu nedenle kadınları koruyan kollayan yasaların çıkması biz kadınlar için çok önemli. Çünkü kanunlardaki eksiklikler, güvenlik görevlilerinin ve devlet kurumlarının, şiddet konusuna yeteri kadar önem vermemesi, bu zihniyetin güçlenmesine, erkeklerde “Zaten cezası yok.” algısına, kadınların cesaretinin kırılmasına ve içinde bulundukları “şiddet ortamını” kabullenmelerine neden oluyor.

Bugün mecliste 550 milletvekilinden yalnızca 82’si kadın. 82 kadın milletvekili sayısı son derece düşük olmakla birlikte kadın vekillerin hepsinin kadın mücadelesini yükseltmeye niyetli olduğunu söylemek de mümkün görünmüyor ne yazık ki. TBMM’de kendilerine kısıtlı alan yaratabilen kadınlar da, kadınları şiddetten koruyabilecek yasalar konusunda mecliste seslerini duyuramıyor ve kadın vekil sayısının azlığı kadın mücadelesine de sekte vuruyor. İşte bu sebeple kadın adayların desteklenmesi için çaba sarf etmek, her kadının kendi iradesiyle kendisini temsil edeceği insanı seçebilme özgürlüğünü savunmak bizim öncelikli amacımız haline gelmeli.

Kadın mücadelesini hem mecliste hem evde… Kısaca hayatın her alanında yükseltmenin önemini kavradığımız, yan yana geldiğimiz, birlikte mücadele ettiğimiz nice günlere kavuşmak dileğiyle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.