AYRANCIDAN YETİŞMİŞ  DÖNEMİNİN EN ÖNEMLİ İSMİ MURTEZA ÇELİKEL

Mustafa Özyıldız

4 Haziran 1931 tarihinde Karaman’ın Ayrancı İlçesi Küçükkoraş Köyü’nde dünyaya geldi. Şam’da doğan büyükbabası Mü’min Hoca [1277 (1861)-?], dinî tahsil görmüş Adana-Kadirli-Kozan-Osmaniye havalisinde yerleşik Türkmen aşiretlerinin  Sinanoğulları koluna mensup idi. Aynı aşiretten Fatma Hanım’la evlenmiş ve Küçükkoraş Köyü’ne yerleşmişti. Köyde misafirlerini ağırladığı adını taşıyan misafirhanesiyle bir de camisi vardı.Babasının ikinci eşi olan annesi Zahide’nin babası Kedi Veli, Karakoyunlu aşiretinden idi. Göçebe hayatı yaşayan dedesiyle babası yün alışverişinden tanımışlardı. Dedesi 1935 yılında Küçükkoraş Köyü’ne yerleşti
Babası Mehmet Ali [1311 (1895)-1957), Mümin Hoca’nın 3 erkek evladından en heyecanlısı ve meraklı olanıydı. Fasılalarla olsa da Tarsus’ta ve Karaman’da tahsil hayatını sürdürürken askere alındı. Başlarda Baytar Dairesinde atçılığın bütün inceliklerini öğrendi. Daha sonra Suriye Cephesi’nde 1. Kanal Harekâtı’na katıldı. Bu harekâtta yaralanıp, İngilizlere esir düştü. Önce Kahire’de İngiliz Askeri Hastanesi’nde tedavi gördü, sonra Bombay’a götürülüp, tedavisine orada devam edildi. Burada Arapça’sını ilerletti az da olsa İngilizce öğrendi. Ortopedi servisinde neredeyse kırık çıkık uzmanı oldu. Harbin nihayetinde evine dönebildi.
Ticarete atılarak, mandıracılık, manifaturacılık, değirmencilik, fırıncılık, besicilik ve yün ticareti yaptı. Karapınar havalisinde bir araya getirdiği deve kervanlarıyla Konya’ya tuz taşıdı. Ticarî faaliyetlerinin merkezi olarak Mersin’i seçti.Babası, mübadeleyle giden Rumlardan kalma taş bir evi satın alarak Karaman’a göç etti. İki katlı, iç avlulu bir evdi. Karaman serüveni fazla uzun sürmedi. Okula başladığı yıl Ereğli’ye taşındılar. Babasının Karaman’la irtibatı devam edecek, sonraki yıllarda harasında yetiştirdiği atları Karaman Binicilik ve Süvari Okulu’na satacaktı.
Ereğli’de evleriyle aynı cadde (Üçgöz Caddesi) üzerinde bulunan İsmet Paşa İlkokulu’na yazdırıldı. Okulun Başöğretmeni Abdürrahim ERDEM, sınıf öğretmeni  Vasfiye Hanım’dı. Vasfiye Hanım aslen Karamanlı olan Konya mebusu Remzi BİRAND’ın kız kardeşi idi. Okuma yazmayı öğrenir öğrenmez babasının dükkânını karşısındaki kitapçı dükkânının müdavimi oldu. 1943 yılında ilkokulu bitirdi.Ailesi onu Tarsus Amerikan Koleji’ne göndermek istedi. Ancak leyli (yatılı) bölümü dolmuştu. Galatasaray Lisesi’ne kaydı için evrakları İstanbul’a gönderildi. Ancak bu teşebbüs, annesinin muhalefeti nedeniyle gerçekleşmedi. Böylelikle Konya Lisesi’ne yazdırıldı.
1944 yılında Konya Lisesi orta bölümünün talebesi oldu. Boş vakitlerini okulun kütüphanesinde geçiriyordu. Velisi babasının arkadaşı Yeni Konya Gazetesi’nin imtiyaz sahibi Mustafa Naci GÜCÜYENER oldu. Okul çıkışı soluğu matbaada alıyordu. Zamanla yazı işleri müdürünün yönlendirmesiyle Yeni Konya Gazetesi’nde haber de yazmaya başladı. Lise yıllarında Konya Halkevi’ne gidip gelmeye başladı.Konya Lisesi’nde öğrenci iken, yaz tatilinde iki ay süreyle İvriz Köy Enstitüsü’nün kütüphanesini düzenledi. 6 yılın ardından olgunluk imtihanını verip, Konya Lisesi’nden 1950 yılında mezun oldu.
Babası koyu bir Cumhuriyet Halk Partiliydi. 3 Haziran 1950 tarihinde Ereğli’de Cumhuriyet Halk Partisi’ne üye oldu.“Kaymakam” olmak idealiyle Ankara’ya yola çıktı. Burada idareci olmak için siyasal bilgiler fakültesinin tek alternatif olmadığını anladı ve 1951’de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne kayıt yaptırdı.
Mustafa Naci GÜCÜYENER vasıtasıyla Hürriyet Gazetesi İmtiyaz Sahibi Sedat SİMAVİ ile tanıştırıldı. Gazeteciler Cemiyeti, İktisat Fakültesine bağlı Gazetecilik Enstitüsü kurmuştu. Buraya iktisadın dışında hukuk talebelerini de alıyorlardı. SİMAVİ’nin tavsiyesiyle bu enstitüye de kaydoldu. Artık hem hukuk, hem gazetecilik talebesiydi. “Ereğlililer Yüksek Tahsil Gençliği Cemiyeti”ndeki sivil toplum tecrübesini, yine SİMAVİ’nin tavsiyesi ve arkadaşlarıyla birlikte kurdukları “Gazetecilik Enstitüsü Talebe Cemiyeti”ne taşıdı. Aynı anda hem iki okulda talebelik, hem iki talebe cemiyetinde başkanlık yaptı.
Bunların yanında babasının İstanbul’daki işlerini de takip ediyordu. Babası Mersin’de el tezgâhlarında dokutturduğu kumaşları, Ortadoğu’ya pazarlıyordu. Bu dokumalar için ihtiyacı olan iplikleri Eminönü’nde iplik toptancılığı yapan Safa Bey adlı bir tüccardan tedarik edip, babasına gönderiyordu.15 günlük gazetecilik stajını Yeni Sabah Gazetesi gece sekreterliğinde yapmaya başladı ve gazetenin kadrosuna dâhil oldu. Daha sonra Vatan Gazetesi’ne geçti.
Heveslendiği üç meslek olan gazetecilik, politika ve bürokratlığın ekonomik cazibesi olmadığını anlamakta gecikmedi. Babasını da ikna ederek Asmalımescit Sokağı’ndan İstiklâl Caddesi’ne doğru çıkarken yeni restore edilen Nil Han’da bir büro kiraladı.O günlerde tanıştığı Mûsevî asıllı Nihat Josef LEVİ ile toptan gömlek işine girdi. Bir süre sonra konfeksiyon işinde ortak oldular. Çocukluk arkadaşı Erol EREL ile birlikte inşaat taşeronluğu yapmaya başladılar.16 Aralık 1952 tarihinde işyerlerini Nil Han’dan Şehbender Sokak’a, Macar asıllı Madam Elizabeth’in Süiti’ne taşıdılar.
Onca işinin arasında derslerle pek ilgilemese de bir ayağı hâlâ talebe hareketlerinin içindeydi. Biraz da arkadaşlarının ısrarıyla hem hukuk fakültesinin hem de İstanbul Üniversitesi’nin talebe cemiyetlerinin yönetim kurullarında yer aldı. Hukuk öğrencilerinin çıkardığı “Guguk” isimli dergiyi Bülent ERBAŞAR’la birlikte yönetti. Dergideki yazılar, karikatürler yüzünden hem öğrencilerle hem de hocalarla başı derde girdi. ERBAŞAR ile birlikte dergiden ayrıldılar.6 Ocak 1954’te okul arkadaşı Aysel ÇAĞIL ile kendi aralarında nişan taktılar. Bu durumdan ailelerin haberi yoktu.O yıllarda siyasetle de iç içeydi. CHP Beyoğlu Gençlik Kolu başkanı oldu.
19 Mayıs 1957’de babasını kaybetti. Çok geçmeden aynı acıyı, tanımaktan onur duyduğu ve cezaevi sürecinde yakından ilgilendiği ünlü başmuharrir Hüseyin Cahit YALÇIN’ı kaybettiğinde de yaşadı (18 Ekim 1957).  YALÇIN, hayatı boyunca geçimini sağladığı kalemini cenazesinin önünde onun taşımasını vasiyet etmişti. O da kalemi büyük bir duygu yükü içinde taşıdı.1957 seçimleri kampanyasında Konya, Kocaeli ve Kars’ta seçim çalışmalarına katıldı. Genel Başkan İsmet İNÖNÜ nezdinde ve CHP içinde etkinliği arttı.Hukuk fakültesinden mezun oldu. Gazetecilik Enstitüsündeki dersleri tamamlamıştı ama steno ve daktilo derslerine girmediği için diploma alamadı.
1958 yılında İstanbul Ayazağa Süvari Okulu’nda başladığı vatani görevini, Karaköse (Ağrı) 1. Süvari Tümeni, 41. Süvari Alayı’nda 2. Bölüm Adlî Subayı olarak 1959’un ilk aylarında tamamladı. İş ortağı Nihat Josef LEVİ aynı zamanda asker arkadaşı oldu. LEVİ ile askerlik sonrası suni deri ve muşamba imalatına başladılar.
26 Ocak 1960 tarihinde Aysel ÇAĞIL ile nikâh masasına oturdu. Aysel Hanım; 1957’de Devletler Özel Hukuku asistanı; 1962’de doktor oldu. 1964’te, Columbia Üniversitesi, School of Law’da master derecesi aldı. 1969’da doçent oldu. 1974 – 1975 yıllarında Almanya’da bir üniversitede çalıştı. Profesör unvanını 1977’de aldı. Dekanlık [İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (1994-1999) ve İstanbul Ticaret Üniversitesi Hukuk Fakültesi (2003-2006)], Adalet Bakanlığı (5 Ağustos-18 Kasım 2002), YÖK üyeliği (Ocak 2001) ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD) genel başkanlıklarında bulundu.
1961 yılında kızları Ayşe Eser doğdu. İkinci çocukları Mehmet Barış ise 1969 yılında dünyaya geldi. Babaanneleri Ereğlide üçgöz caddesinde oturması dolayısıyla  Mehmet Barış la ilkokul 3 sınıfa kadar  Şehit Kamil Atalay ilkokulunda  öğretmen Turan Erdinç hocanın sınıfında beraber okuduk.
27 Mayıs İhtilâli sonrası İstanbul Belediyesi kuruluşu İETT’nin genel müdürlüğüne atanan Süvari Okulu’ndan komutanı Orhan İLTER’in ısrarı ve ortaklarının “kısa süreli olması” şartıyla onay vermesinden dolayı İETT’nin Neşriyat Dairesi Müdürlüğünde çalışmaya başladı. 1965 yılının sonlarında görevinden kendi isteğiyle ayrıldı.1968 yılında İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclisi seçimlerine hazırlanırken, mahalli seçimlerde CHP’den aday oldu. İstanbul Belediye Meclisi üyeliğine seçildi.
Bursa Merinos fabrikaları müdürü, bazı Alman ve Çek tekstil firmalarının Türkiye mümessili Durmuş ERGİNSOY ile birlikte poliüretan torba imalatına başladı. Daha sonra ERGİNSOY, tekstilci Raif DİNÇKÖK, Denizyolları Genel Müdürü Cemil PARMAN ile birlikte Potor Ambalaj Sanayi A.Ş.’yi kurdular.
Zamanla diğer ticari işlerindeki dağınıklıktan dolayı ortaklıklarından ayrılmaya başladı. Tasfiye ettiği işlerden aldığı parayı sanayi yatırımlarına aktarmaya başladı. Üretimi güçlendirirken aynı zamanda çeşitlendiriyordu.Bu arada Hürriyet Gazetesi’nin danışmanı ve Yönetim Kurulu üyesi oldu. Hürriyet gazetesinin İSO Meclisi’nde yer alma isteği neticesi “Basım, Yayın, Kâğıt ve Ambalaj Sanayisi” grubunda seçimi kazanarak, İSO Meclisi’ne seçildi. İSO Dergisi’nin yayınına katkıda bulundu. Bu arada İstanbul Belediye Meclisi üyeliğini devam ediyordu.11 Mart 1969 tarihinde orman ürünlerini değerlendirmek üzerine halka açık ve çok ortaklı kurulan “Halk Üretim İşletmeleri Anonim Ortaklığı (HÜRİŞ)” Yönetim Kurulunda yer aldı.
Daha sonra Potor Ambalaj Sanayii ile HÜRİŞ’teki ortaklık taahhütlerini kapatma kararı adı.  Elinde kalan sermaye ile İtalyan tebaalı Mimi OVADİA ile Doğa Kimya Sanayi A.Ş. bünyesinde suni deri işine geri döndü.1971 yılında Türkiye Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (TÜSİAD) kuruluşuna; “odaların ağırlığının yok edileceği, ayrıca yeni yeni dernekler doğuracağı” gerekçesiyle karşı çıktı.12 Ekim 1972 tarihinde inşaat alanında faaliyette bulunmak üzere kurulan “Toplu Holding A.Ş.”ye ortak oldu. Holdingte; genel murahhas aza genel koordinatörlüğü görevini üstlendi. Bir süre sonra iş ortaklarının rekabet ve kıskançlıkları yönetime yansıdı, ortakları ideolojik olarak yargılayan bürokrasi ile işleri zordu. Çok şey öğrendiği görevinden, kendi işinin başına dönmek için müsaade istedi.10 Ağustos 1973 tarihinde ortaklarıyla birlikte “Ova Kimya Sanayi A.Ş.”yi kurdu. Şirketin ismini “Doğa Kimya Sanayi A.Ş.”olarak tescil ettirmek istemişler, ancak sol grupların “doğa kanunları anlayışından” kaynaklandığı gerekçesiyle veto yemişlerdi.
1978’de Doğa Kimya Sanayi A.Ş. öncülüğünde “Çatı İnşaat A.Ş.” ve “Çatı Pazarlama A.Ş.”yi faaliyete geçirdiler. İleriki yıllarda bu inşaat şirketleri, Yakuplu’da “MarinCity” gibi prestijli işlere imza attı.İş dünyasında bağımsız davranan, kimseden çekinmeyen, görüşlerini cesaretle açıklayan tutumuyla tanındı. 24 Ocak 1980 kararlarını bankacılık sektörünün işleyişi ile ilgili eleştirel açıklamaları yankı uyandırdı. Bankalarla ilgili, kredi faizleriyle ilgili, tasarruf mevduatıyla ilgili kararlar bir bütün olarak alınmamıştı. Bu eleştirisiyle şimşekleri üzerine çekti.
21 Şubat 1981 tarihinde Bülent ECEVİT ve arkadaşlarının çıkardığı “Arayış Dergisi”nin yayımlanmasında ve sürdürülmesinde önemli rol oynadı. 4 Nisan 1981 tarihli sayısı toplatılan derginin, 15. sayısında ECEVİT’in yazması yasaklandı. Nihayet askeri rejim Mart 1982’de 54. sayısında dergiyi kapattı.30 Kasım 1981’de yapılan İSO seçimlerinde Meclis başkan vekilliğine seçildi.Bülent ECEVİT’in ısrarı üzerine 14 Kasım 1985’te kurulan  Demokratik Sol Parti’nin (DSP) kurucuları arasında yer aldı. Rahşan ECEVİT’in genel başkan olduğu dönemde genel başkan yardımcılığı görevini üstlendi. DSP, özellikle 1990’lı yılların ikinci yarısı ile 2000’li yılların başında Türkiye siyasetinde etkili oldu.
1986 yılında DSP adayı olarak İstanbul Altıncı Bölge’deki boş sandalye için Refah Partisi Adayı Recep Tayyip ERDOĞAN ve CHP Adayı Hikmet ÇETİN ile yarıştı.1991 yılında ortağı olduğu Doğa Kimya Sanayi A.Ş. ile Cogemi (İtalyan ortaklığı) PVC esaslı üretim tesisi kurmak üzere ön protokol imzaladı. Uzun çabalar sonrası, içeride ve dışarıda yaptıkları bürokratik mücadeleler 1994 kriziyle çözümsüz kalınca, zaman kaybıyla birlikte nakdî zarara da uğradı.9 Haziran 2009 tarihinde kurucusu olduğu DSP’den istifa etti. İstifa gerekçesini; “DSP’yi halkla paylaşmamak ve rekabete açmamak” olarak açıkladı.DSP ile yolunu ayırsa da 2011’in Eylül’ünde Bülent ECEVİT’in vasiyetini yerine getirerek “Rahşan-Bülent ECEVİT Bilim Kültür ve Sanat Vakfı”nın kuruluşuna öcülük edenler arasında yer aldı.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti onursal üyeliği yanında, Konya Ticaret Odası Karatay Üniversitesi mütevelli heyet üyeliği, Konya Sanayici İşadamları Derneği (KONSİAD), Ereğli Sanayi İşadamları Derneği, Helsinki Yurttaşlar Derneği, Türk Tarih Vakfı kurucu üyesi ve Ülke Politikaları Vakfı onursal başkanlıklarını yaptı.Yazar Berat GÜNÇIKAN, tuttuğu günlüklerinden seçmeler yaparak, hayat hikâyesini “Benim Küçük İmparatorluğum- Murtaza Çelikel Kitabı”nda kurguladı. Söz konusu kitap Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından Haziran 2018’de yayınlandı. Kitabında; yaşadıklarını, tanıklıklarını ve çalışma hayatını anlattı, bir anlamda “dünyasını açtı”. Bu sadece onun değil, Türkiye’nin son 70 yıllık serüveniydi.4 Ağustos 2020 Salı günü İstanbul’da, 89 yaşında hayatına gözlerini yumdu. Cenazesi ertesi gün öğle namazını müteakip Levent Camii’nden alınarak, Aşiyan Mezarlığı’nda toprağa verildi.