Eleştiri Başarının Anahtarıdır

Doç. Dr. Salih Yılmaz

ADAM OLMAK

Eleştiri Başarının Anahtarıdır

MHP’den Konya Ereğli Belediye Başkanı olan Hüseyin OPRUKÇU, Çalışan Gazeteciler Gününde Akbank önünde yıktığı binanın molozları önünde hakkımda açıklama yapmış. Öncelikle gazetecilerin gününü kutlayarak başladığı konuşmasını, kontrolünü kaybederek epeyce bir hakaret ve küfürle tamamlamış. Neler demiş özetle bakacak olursak; Yazımın içeriğine cevap vermeyip ortaokuldan beri sigara içtiğinden iftiharla bahsettikten sonra yazının altında yer alan yorumların benim üniversitemden yapıldığını söyleyip olayları saptırarak konuyu borçlar meselesinden uzaklaştırmaya çalışmıştır. Sayın OPRUKÇU, ne zamandan beridir sigara veya içki içtiğiniz beni ilgilendirmez. Daha doğrusu kimseyi ilgilendirmez. Orada benim anlatmak istediğim belediye başkanı olmadan önceki alışkanlıklarınız ile olduktan sonraki alışkanlıklarınızın değiştiğidir. Hem ben Ankara’da sizi gördüğümde sigarayı bıraktığınızı ve içmediğinizi söylemiştiniz. Demek ki bize yalan söylemişsiniz. Ayrıca Karaman’dan hiç aday adayı olmadığınızı da söylemişsiniz. Evet, parti merkezine gidip de kimlerle o dönemde neler konuştuğunuzu mu açıklayalım? Her neyse Allah kullarını doğru yoldan ayırmasın diyelim. Bir diğer eleştirisi ise yazının altındaki yorumların benim üniversitemden yapıldığıdır. Ey başkan siz de bilirsiniz ki o hosting binlerce kişiye hizmet verir. Kaldı ki o yorumları benim arkadaşlarım, dostlarım, köylülerim vb. göndermiş olsun. Size hakaret etmemişler ve sadece soru sormuşlar. Neden onlara cevap vermiyorsunuz da hakaretler ediyorsunuz? Bu arada sizi destekleyen yorumları yazanların İP numaraları kontrol edildiğinde nereden ve kimler tarafından yapıldığını da kendiniz açıklayın isterseniz. Mesajlarda yapılan küfürleri umarım siz ettirmiyorsunuzdur. Çünkü hepsi kayıtlı ve ucu size kadar dokunuyor. Hani sözde akrabayız ya! Hani ateş olmayan yerde duman çıkmaz derler ya bu atasözünü gerçekten bir kez daha doğruluyorsunuz. Bir belediye başkanı olarak akrabanıza ne kadar küfür etseniz azdır! Seçmeni ne kadar sindirseniz, pustursanız size yakışır. Tebrik ederim bu gidişle seçmenden her istediğinizi alırsınız ama oy hariç.

Hakaretleriniz içinde bir yerde “…Yazık bu anlamda esefle kınıyorum, esefle kınıyorum ve çok üzülüyorum. Anlatabildim mi. Akrabam olduğunu da söylüyormuş galiba. Yani akrabalık hukukuna saygı duymayan biriyle bırakın akrabalık bağlarını, insan olduğunu tanımakta bile müşkülat çekerim.” demişsiniz. Kusura bakmayın ama akrabalık sizin yaptığınız her yanlışı kabul etmek demekse bırakın akraba olmayalım.  Değil siz, babamın oğlu olsanız ve sizin yaptıklarınızı onlar yapsa yine konuşmaya devam edeceğimden şüpheniz olmasın. “Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır.” düsturu doğrultusunda yaptığınız yanlışları, yerine getirmediğiniz sözleri, insanlara yaptığınız haksızlıkları söylemek benim boynumun borcudur.  Biz “Hakkın hatırı her hatırdan üstündür” düsturuyla hareket eden bir neslin evladıyız.

Başkan Hüseyin OPRUKÇU konuşmanızda “Yani bizim çocuk Hüseyin Oprukçuyu ben örnek alırdım diyor.  Hüseyin Obrukuçun belediye başkanı olduktan sonra değişmediğini Allah da biliyor kulu da biliyor.  Hayâsızlık etmeyin,  hayâsızlık etmesinler…” diyerek tüm Ereğli halkının size boyun eğmesini mi istiyorsunuz? Siz Ereğli halkını tanıyamamışsınız. Ereğlililer sizin hakaretlerinize, kabadayı tavırlarınıza asla boyun eğmeyecektir.

Bu arada “Yani Üniversitede hoca olmak, adam olmak da değildir. Adam olacak önce…” diyerek benim adamlığımı tartışmışsınız.  Ben de size ders vermiş veya bir şekilde emeği geçmiş üniversitedeki hocalarınıza nasıl bir adam olduğunuzu sorayım dedim. Önce sizi tanımadılar. Sonra Ankara’daki bazı arkadaşlarınız hatırlatınca yorumlarını söylediler. Neler söylediklerini burada açıklamak bana düşmez. Ancak son sözleriyle en yakın zamanda yüksek lisans veya doktora yapmanızı önerdiler. Böylece hocalığı da öğrenmiş olursunuz. Adamlık, hakaret etmeden ve küfretmeden yapılamayanları ve yapılanları anlatabilmektir. Unutmadan, adam olmanın kitabını yazarsanız böylece herkes kitabınızı okur adam olur! Böylece siz de köpeksiz köyde değneksiz gezmezsiniz.

Gelelim şu Böğecik Köyü meselesine. O köylü sizi desteklemiş ve hep yanınızda olmuştur. Ta ki gerçekleri görüp de sizin asıl amacınızın halka değil de kendinize hizmet etmek olduğunu anlayana kadar. Konuşmanızda “Şimdi Böğecikin yolları tozluymuş topraklıymış. Benim kamyonlarım geçmez, benim kamyonum falan yok orada. Kardeşlerim vergisini ödüyorlar. Fazla fazla ödüyorlar. Canım, vergiyi alan devlet yolunu da yapar yani. Belediyemiz sınırları içerisinde olsa ben yaparım. Hatta Ereğli sınırları içinde bile olsa yine yaparım. Ama arkadaşlar herkes haddini, hududunu, yerini, yurdunu bilmeli.” demişsiniz. Madem sizin o şirketle bir bağınız ve kamyonlarınız da yok ise neden açıklama yapma ihtiyacı duyuyorsunuz? Sayın Hüseyin OPRUKÇU, 30-40 yıldır yollarımız gayet iyi iken sizin sayenizde o yollar yok olmuştur. O Taş Ocağından tonajlarına sadık kalınmadan ve üstü brandayla örtülmeden taşınan kumlar bütün bahçeleri yok etmiştir. Madem yollarda sorun yok nedendir ki her gün sulama ihtiyacı duyuyorsunuz? Böğecik ve çevreden Ayrancı Kaymakamlığına toz şikâyetlerinin gittiği malumunuzdur. Köyün yolunun bozulma sebebinin yine kamyonlar olduğu da malumunuzdur. “Devlete vergi ödediğimiz için devlet yapsın” deyip köyümüze ve köylümüze ne demek istiyorsunuz?  Yakın zamanda Karaman Valiliği ve Ayrancı Kaymakamlığının buna ne çare ürettiğini hepimiz görürüz.

Şimdi soruyorum o kadar ekmeğini yediğiniz topraklara ne hizmet getirdiniz. Ben söyleyeyim ne hizmet getirdiğinizi.  Köylünün elindeki 20.000 dönüm araziye el koyup üzüm veya badem ekeceğim bahanesiyle 49 yıllığına kiralamayı ve başka planlar için kullanmayı denediniz. Şimdi yazık değil mi o gariban köylüleri yanıltıp hazine arazilerini ellerinden almak için taklalar atmaya. Gariban köylüye de yapılan açıklamada buralara ağaç dikip orman yapacağım deyip insanları kışkırtmaya ve bütün suçu Yörükler üzerine toplamaya… Nedir kardeşim sizin bu Savran Yörüklerine düşmanlığınız?

Gelelim Ali Gebeş ve Faruk BAL ile münasebetlerinize. Taş Ocağının bunlarla olan ilişkileri var mıdır? Mademki televizyonda açıklama yapacaksınız. Buyurun bunları halkımıza anlatın da herkes gerçekleri öğrensin. Bu arada hani siz yatırımları destekler ve işgücü yaratırdınız ya? O bölgede başka bir şirket tarafından açılmak üzere olan Taş Ocağının nasıl engellendiğini de anlatın halkımıza… Kimler araya girerek neler konuşulmuş, neler planlanmış?

Bundan önceki yazımda Ereğli MHP Belediye Başkanı Sayın Hüseyin OPRUKÇU’nun belediye borçlarına dair açıklamalarını ve icraatlarını (daha doğrusu tamamlanmayan) irdelemiştik. Bu yazımdan sonra olumlu veya olumsuz birçok tepki aldım. Sitelerim üzerine planlı bir şekilde küfür propagandası yapıldı. Bunların hepsi tespitlidir. Küfür edenleri veya tetikçilik yapanları Allaha havale ediyorum. Hükümeti tehdit eden Ergenekon ve Balyozcuların nerede olduğunu hepimiz biliyoruz. Ancak sosyal medya üzerinden veya diğer iletişim araçları üzerinden şahsıma, aileme tehdit veya küfür edenlere birkaç sözüm var. Size o tehditleri veya küfürleri kim ettiriyorsa unutmasın ki bu dünya kimseye kalmaz.  Bu mu sizin siyasetçiliğiniz. Yazı yazdığımız siteyi çökerterek, bize yazı yazdırmayarak, televizyonlara çıkmamızı engelleyerek gerçekleri halkımızdan saklayacağınızı mı düşünüyorsunuz? Eğer yaptıklarınıza güveniyorsanız buyurun hodri meydan. Birlikte programa çıkalım. Bütün Ereğli’ye ispat edin kendinizi. Siz bana sorun ben de size sorayım. Kendinizi ve hizmetlerinizi anlatın. Ancak bizim kafamızdaki sorulara da cevap verin. Yazılarımızda verilen iddialar yerine yapılan yorumların nereden yapıldığını açıklıyorsunuz. Halkımızın bunu görmediğini zannediyorsanız yanılıyorsunuz.

Hüseyin OPRUKÇU, 09 Ocak 2012 tarihinde Akbank önündeki yıkım sırasında: “…Herkes sözünü söylerken yarın utanacağı, mahcup olacağı hiçbir sözü söylememeli…” diye demeç vermiş. Şimdi biz de merak ettik hani seçimden önce verdiği sözler? Çarşamba günkü demecinde “Göz boyacı değil, kalıcı hizmet üretmenin çaba ve gayretini ortaya koyuyoruz. Ereğli halkına bir sözümüz, borcumuz var.” diyerek bu sözlerini tutacağının garantisini vermiştir. Yahu ey başkan Akbank önündeki molozlar kaç gündür orada duruyor? Siz halkımızı kandırdığınızı zannedin. Merak etmeyin bunu hepsi not ediyor. İnsanların gözünü boyamak için bir saatte kaldırılacak molozları kaç gündür orada tutarak insanlara, esnafa eziyet ediyorsunuz. Bu arada bu hafta Ereğli’deydim. Hani almış olduğunuz kepçe ve kamyonları belediye önünde sergiliyorsunuz ya. Duyduğuma göre bir vatandaşımız belediyeye giderek araçların satılık olup olmadığını sorarak kamyonu satın almak istediğini belirtmiş… Güler misiniz ağlar mısınız. Demek ki belediye önünü araç satılan pazar yeri gibi düşündüren siyaset budur. Sayın Hüseyin OPRUÇU, madem araçları aldınız, çalıştırın da halkımızın bu kış gününde bir derdine deva olun. Size devlet o parayı araçlar yatsın diye mi verdi? İş mi yapıyorsunuz iş makinesi mi satıyorsunuz belli değil…

 Başkan Hüseyin OPRUKÇU sözlerinizi tutun, biz de tüm Ereğli olarak arkanızda olalım. Ancak tutamadığınız sözler için bahaneler aramaktan vazgeçelim. Gelelim şu Ereğli Belediyesinin borçlarına: Biz, sizden basına çıkıp şu anda Ereğli Belediyesinin ne kadar borcu olduğunu açıklamanızı bekliyoruz. Ayrıca bu borcu açıklarken nereye ne kadar harcandığını da açıklamalısınız ki biz de maliyet hesabını yapalım. Malum şeffaf olmak lazımdır. Haa bu arada bir belediyenin borcu olması suç değildir. Borç yiğidin kamçısıdır. Ben ne kadar borcunuz olduğunu sorgularken neden o borcu yaptığınızı sormuyorum. Sadece borç ne kadar ve nerelere harcanmıştır? Kalemleriyle birlikte açıklarsanız memnun oluruz. Mesele borçların nerelere harcandığı? Siz adam gibi adam olarak her gün sitelerinizde bu borçları güncelleyin ki biz de sizin şeffaflığınıza inanalım. Bütün Ereğli bunu merak ediyor. Bunu açıklarken de geçmiş dönemdeki AK Parti Belediyesini suçlayarak kendinizi haklı çıkarmayın. Çünkü halk zaten sizi seçerek buyur beğenmiyorsan sen yap demiş…

Televizyonlara çıkıp açıklama yapmamı engelleyebiliyorsunuz, bazı gazetelerde yazılarımın çıkmasını engelleyebiliyorsunuz, internet sitelerinden tarafıma saldırı yapmalarına izin veriyorsunuz. Ancak yanlışları söylemekten asla vazgeçmeyeceğimi bilmenizi isterim. Doğrularınızı da gururla anlatmaktan yine vazgeçmem. Ama benden susmamı istemeyin.  Bu arada herkes haddini bilsin diye cümleler kurmuşsunuz. Ben haddimi bilirim. Bana haddimi bildirdiniz. Bu arada bana söylemiş olduğunuz Yani Üniversitede hoca olmak, adam olmak da değildir.” ifadesiyle adamlığı da bana öğretmiş oldunuz. Adamlığı öğrendim. Hadimi de bildim. Peki ya halkımıza?

Halkımız;

            Belediyenin borçlarını (özellikle kalem kalem nerelere harcandığı) öğrenmek istediği için haddini bilsin mi?

              5000 kişiye iş vaadiyle oy verip de bunu sorguladığı için haddini bilsin mi?

5000 konut vaadiyle oy verip evleri sorguladığı için haddini bilsin mi?

5000 öğrenciye burs vereceğim diyip oy alırken bu burslara bel bağlayan öğrenciler nerede burslarımız dediği için haddini bilsin mi?

Karda kışta organize sanayiye belediyenin arabaları neden gitmiyor, ulaşım sağlayamıyoruz dediği için haddini bilsin mi?

Belediye ekipleri neden yeterince tuzlama yapmıyor, kaldırımlarda oramızı buramızı kırdık dediği için haddini bilsin mi?

Belediye hizmetleri sadece Akbank önü ile Ulu Cami önünden mi ibaret dediği için haddini bilsin mi?

Bizim vergimizi nerelere harcıyorsunuz hepsini detaylı biçimde açıklayın diye sorguladığında haddini bilsin mi?

Yollarımız delik deşik, kaldırım yapmamışsınız dediğinde haddini bilsin mi?

Ereğli belediyesi asfalt döküyor fakat halkın yürüyeceği kaldırım yapmıyor, Hâlbuki oyu biz verdik arabalar oy vermedi dediğinde haddini bilsin mi?

Ereğli-Ayrancı yolu kum taşıyan kamyonlar dolayısıyla delik deşik, bahçeler ve tarlalardaki ürünler kum tozundan kuruyor. Bari buna çare bulun dediğinde haddini bilsin mi?

90 Dükkânların durumu, Eski Buğday Pazarı, Eski Sanayi Bölgesi ne olacak?  Yine proje halinde mi kalacaktır.  Diyen halkım haddini bilsin mi? 

HAYKENT Projesini neden engelleniyor dediğinde haddini bilsin mi?

Belediye Başkanlığına geldiğinizde belediyedeki 80 personeli sırf sizden değil diye başka yerlere gönderdiğiniz ve bunun yerine hizmet alımıyla 100’e yakın yeni eleman aldığınız için o personele de haddini bildirmiş mi oldunuz?

Belediye personeli içerisinde mobbing (sosyal kabadayılık) uygulamasın maruz kalmış veya bu tür şikâyette bulunmuş çalışanlar var mı dediğinde haddini bilsin mi?

Belediye personeline seçim zamanlarında veya referandum da “hayır” denmesi için baskı yapılmış mıdır? Hani nerede demokrasi dediğinde haddini bilsin mi?

Belediyenin teknik kadrosunda çalışan insanları belediyeden uzaklaştırmakla belediyede teknik eleman sıkıntısı yaşandı mı diyenler haddini bilsin mi?

Belediyede çalışan muhasebe müdürü Mehmet AVCI ve Zafer YILMAZ’ı görevden uzaklaştırdınız ve mahkemelik oldunuz? Bunun nedenlerini soran halkımız haddini bilsin mi?

Regülâtöre yapılan havuzun teknik anlamda kullanımına dair sorunlar yaşandığını, silindirlerin tam randımanla çalışmaması dolayısıyla belli bir süre sonra çevreye su sızıntısı yapması olasılığı ve çevre kirliliğine yol açması ihtimalini soran halkım haddini bilsin mi?

Deli Mahmutlu Çayı üzerinde sizin veya kardeşlerinizin HES Projesi başvurusu olup olmadığını soran halkımız haddini bilsin mi? Bu projeyle çevreye ne kadar zarar verilecek dediğimiz de haddimizi bilelim mi?

Yeni Sanayi bölgesinde kurulan Hazır Beton Santraline belediyeden iş alan firmaların yönlendirildiğine dair iddiaları soran halkımız haddini bilsin mi?

Hükümetin size komplo kurduğunu iddia ettiğiniz şu dinleme kayıtlarında ne yazıyor başkanım biz de görelim diyen halkımız haddini bilsin mi?

Taş Ocağı ruhsatıyla mermer çıkartırken yakalanıp işlem yapılan işletme kimdir? Sizin bu olayla bir alakanız var mıdır diyen halkımız haddini bilsin mi?

Bu arada belediye projenizde Ulu Caminin önündeki ucubenin yıkılmasıyla çıkacak meydana Dr. Devlet BAHÇELİ adını vereceğinizi belirtmişsiniz. Devlet Bahçeli Ereğli’ye çokça hizmet etmiştir de biz mi bilmiyoruz. Yoksa Türkiye’nin kaderine etki edecek bir hizmette mi bulunmuştur. O meydanın ululuğuna dokunmayın dersek haddimizi bildirir misiniz?

Güzel Ereğlim hepimiz haddimizi bilelim. Çünkü bize bildiren birileri var. Bu arada bunları yazarken ne AK Parti kimliğimi ne de bilim adamı kimliğimi kullanmıyorum. Tamamıyla sıradan halk olarak istek ve taleplerimi bildiriyorum. Ben naçizane Ereğlili bir vatandaş olarak bu soruları soruyorum. Hem de haddi bildirilmiş bir vatandaş olarak! Ama sayın başkan unutmasın ki keskin sirke küpüne zarar verir. Öfkeyle oturan zararla kalkar.

Gelelim tekrardan belediyemize. İstediğiniz kadar park yapabilirsiniz. İstediğiniz binayı kanunlar çerçevesinde yıkabilirsiniz. Yaptıklarınızı biz kötülemiyoruz. Aksine tebrik ediyoruz. Fakat bu yaptıklarınız Ereğli için devede kulak. Bunu siz de biliyorsunuz. Bilmeseydiniz yukarıdaki sözleri vermezdiniz. Siz gençlerimizin bu şehri terk etmemesine yönelik ne projeleriniz var veya neler yaptınız onu anlatın. Çünkü nüfusumuzun önemli bir kısmını göç ile kaybediyoruz. Gençlerimiz şehri terk ediyor. Yoksa yok ben şunu yıktım, bunu yıktım diyerek insanların karnını doyurmuyorsunuz. Aksine umutlarını ve hayallerini de yıkıyorsunuz. Bize karın doyuracak projeleriniz veya yaptığınız bir iş var mı onu anlatın veya söyleyin. Değerli hemşerilerim bu yazdıklarım tamamıyla uyuyan veya uyutulan bizlerin biraz olsun bilinçlenmesine veya hafızamızın tazelenmesine yöneliktir. Kısacası, takdir edilmekten nasıl mutlu oluyorsak, eleştirilmeyi de hazmedebilmeliyiz. Hepimizin amacı Ereğlimizin gelişmesi için çalışmaktır. Bizler yanlışların tarafında değiliz. Bizler halkımızın ve haklının tarafındayız. Bu düşüncelerle yola çıkıp da kendi amaçlarına hizmet edenlerin karşısındayız. Sözlerin peşindeyiz. Nüfusu birçok ilden daha fazla olan Ereğli’mizin hak ettiği belediyecilik anlayışı bu olamaz! Allah kimseyi doğru yoldan ayırmasın.

“Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” sözü eşliğinde tüm halkımızı korkmadan, sinmeden, pusmadan, çıkar ilişkisi gözetmeden-Ereğli ve memleket sevdasıyla-hakkını aramaya davet ediyorum.

Ey İnsan! Kaf Dağı kadar yüksekte olsan da, kefene sığacak kadar küçüksün. Unutma! Her şeyin bir hesabı var. Üzdüğün kadar üzülürsün..

Selam ve hürmetlerimle…