MAZİDEKİ EREĞLİ

Hatice Özyıldız

ÖZ ÜRETİM VE FARKLI ETKİNLİKLER YÖNÜYLE MAZİDEKİ EREĞLİ

BAHCECİLİK VE YAZLIK KONAKLAMA,BAĞCILIK

Günümüzde insanlar hayatlarının yaklaşık dörtte birini boş zaman olarak rekreasyon faaliyetlerinde geçirmektedir. Rekreasyon sağlıklı ve engelli olan her yaşta ve beceri seviyesinde serbest zaman aktivitelerine katılan bireyleri kapsamakta ve sağlıklı yaşama eğilimlerine bağlı olarak, eğitim düzeyi yüksek olan ülkelerde, önemli bir talep görmektedir.

Özellikle bireylerin sağlıklı yaşama istekleri onları hem fiziksel hem de mental olarak rahatlamalarına fırsat tanıyan rekreasyon faaliyetlerine yöneltmektedir. Bu nedenle Dünya’ da rekreasyona yönelik rekreasyon terapisi, sportif rekreasyon (iç  mekan ve dış mekan rekreasyonu-velnes, fitnes), ticari ve ticari olmayan rekreasyon (rekreasyon işletmeleri ve kar amacı gütmeyen kamusal rekreasyon alanları), sağlık turizmi ve medikal turizm (kaplıca, kür, masaj ve hidroterapi) gibi alanların çeşitlendiği ve bu alanlara olan ilginin arttığı görülmektedir.

Ereğli şehir merkezi ve cevre mahalleler mazide öz üretim  hobi ve boş zaman değerlendirme yönleriyle ,rekreasyon faaliyetleri yönleriyle Türkiye de her il’e nasip olmayan geniş bağ bahçeler ve yeşil alanlara sahipti

Elagöz Bağları, Toros dağlarının eteklerinde merkezden ortalama  5,6 km. uzakta bulunmakta ve bir kısmı zirai ve hayvancılık üretimi  yoğunlukta iken bazı mahalleler  Ereğli’nin zenginlerinin yazlık mekânı olarak kullanılmakta  idi .Özellikle Elagözlü Mahallesinde geçmişte  büyük bahçeler içinde mutlaka  bir yazlık ev bulunurdu.

Günümüzün hobi bahçeleri etkinlikleri diyebileceğimiz  uygulamalar şekliyle, Yazın Mayıs ayından itibaren bütün bahçelerde meyve ağaçları çiçek açar ve kışın şehre göç etmiş bulunan komşularımızın boş olan evleri şenlenirdi. Kışın bu mahalleler ıssız iken baharla birlikte  Her tarafta bir neşe ve heyecan oluşur, Bahçeler bellenir domates, biber, fasulye, salatalık, bamya vb. çeşitli sebzeler ekilirdi. Zirai Sulama suyu boldu. Yaz kış bütün bahçelerin etrafında alan arktan gelen  şırıl şırıl, pırıl pırıl akan tertemiz bolkar dağlarının İvriz çayı Ereğli’yi ve bölgeye  hayat verir her yanı yemyeşil kılardı. İvriz suyu kenti çepeçevre geçer her bölgede farklı bir isim alır  yazın kent merkezini serinletir ve merkez mahallelerin zirai sulamasını temin eder ve Akgöl e dökülür idi.  Bahçelerde meyvenin her türlüsü yetişirdi. Başta elmanın her türlü çeşidi olmak üzere, kiraz, vişne, armut, şeftali, ayva, kayısı, üzüm, alıç, kızılcık, ceviz, fındık vb. meyvelerin yetiştiği yeşil bir coğrafya oluşmuş idi.  Sonbahar da meyve ve sebzelerin hasadını yapan, tüccara satan çoğu aileler  okullar açılmadan tekrar şehir merkezine göç ederler, şehirde evi olmayanlar ıssız kalan Elagöz bağları ve  diğer mahalleler  bahçeler de bulunanlar dört gözle bir sonraki bahar ve zirai etkinlikleri beklerler idi. Öz üretim şekliyle elde edilen az miktardaki zirai ürün ve süt ürünleri evlerde üretilerek yoğurtlar peynir vb ürünler Gülbahçe köprüsü üzerinde satılırdı.

Yöresel ürünlerin üretiminin ve lezzet ve kalitelerinin devamı acısından yeni uzmanlaşma imkanı ortaya çıkartılıp  süt üretimi dışındaki  köy kooperatiflerinin sayısının  artırılması üretim ,tanıtım ve Pazar yönüyle yeni imkanlar ve fırsatlar ortaya çıkacaktır. Marmara, Ege, Akdeniz bölgelerinde yöresel ürünler daha çok köy kooperatifleri marifetiyle tüketici ile buluşmaktadır. Obruk peyniri dediğimiz tulum peyniri koyun yoğurdu pekmez, sucuk ve cevizli bandırma, kiraz reçeli,turşu imalatı, aromatik ve tıbbi bitkilerin üretimi ancak o yöre köylerinin bu üretim organizasyonun içinde olmaları ile başarılabilir. Meyve ve sebze üretiminde organik ürün standartlarına göre anlaşmalı firmalarla üretim sistemlerine geçilmesi  ve kurutulmuş sebze talebinin artması sebebiyle  sebze kurutma tesislerinin faaliyete geçmesi elzemdir

FAYTON

        Motorlu araçların olmadığı dönemlerde  kentte kısa mesafeli ve şehirler arası ulaşım daha çok atlarla ,at arabaları ve faytonlarla yapılmakta idi kent içinde şehrin  lüksü o günün taksileri olan faytonlardı.Çokça süslü faytonlar bulunmakta  ve bir kısmı oldukça bakımlı idi .İyi iş yapan faytoncunun aksesuarları  süslemeleri çoktu . Deri aksesuar lar çok parlak ve bakımlı olduğunu gösterir idi. .Atlar da dikkatli seçilirdi ve genelde heybetli  olurlardı.Atlar sanki cilalı gibi tabir edilir ve pırıl pırıl parıldardı.

Faytoncunun dikkat çeken bir özelliği de kırbaçlı olmaları idi havaya doğru kırbaç sallayarak şak şak şekliyle ses çıkartmak bu işin raconundan sayılır idi. Fayton mahalleden geçerken tüm çocuklar arkasına binmeye çalışır, koşarlar bazıları düşer bazıları da kırbaç yerdi fakat pes etmeden faytona  binerlerdi,

yaşı 50 ve üzeri olanların bu hususta  bir anısı mutlak  surette vardır.Çift atlı faytonlara binmek ayrıcalıklı özel statü  idi. O yıllar ister zengin ol ister fakir her düğünde en az 20-30 fayton arabası seferber edilir, çalgılı eğlenceli olarak Ereğli'de şehir  turu atması sağlanırdı.

GÜVERCİN VE KUŞ KAHVELERİ

Şehrin geniş mahallelerden yüksek katlı olmayan , bahçeli evlerden  oluşan  yaşam alanlarında ikametgahlarda evcil güvercin beslenmesi yaygındı ,kuşlar günün belirli saatlerinde uçurulur ve kuşların yabancı kuşları getirmeleri beklenirdi.

farklı renk, cins ve özelliklerdeki kuşlarla ilgili kuşçu kahveleri güvercin ve kanarya alanlarında bulunmakta idi. Kanarya ve diğer kafes kuşları yetiştiriciliği ve yarışmaları meraklılarınca organize edilmekte idi.Bugün de cevre mahallelerde kuş besleme azda olsa devam etmektedir.

AV VE  ATCILIK

At Pansiyonculuğu günümüzde kentin önemli tanıtım ve gelir faaliyetlerinden birini oluşturmaktadır. Yaz sezonlarında  kentte konaklayan yarış atları için şehrin havası  ve yetişen bitkiler dolayısıyla kentte at pansiyonculuğunun gelişmesine sebebiyet vermiş günümüzde 20 kadar atçılıkla ilgili yaz oteli faaliyette bulunmaktadır buna rağmen  Şehirde hipodrum  ve rahvan at binme imkanının bulunmaması yıllardır vatandaş acısından önemli bir eksiklik olarak kalmıştır. Regülatördeki  bu amaçla  belediyece yapılan tesisler ancak 2016 yılı içinde hizmete alınmıştır.

Ereğli Akgöl ve sulak alanı kurumadan önce  250 yakın türde binlerce kuşa konaklama ve üreme sağlayan ülke geneli en geniş avlak sahası  konumunda idi.

Şehirde özellikle ördek avı ve şehrin  avcılık kulübü meşhurdu. Gülbahçe semtinin en müstesna ve  en güzel yerinde bulunan bu  kulüp te yaşanmış yada yaşanmış gibi anlatılan çokça av hikayesi mevzu  edilir,

Mavrası atılır, çaylar içilir, keyifli zaman geçirilirdi..

Ereğli’mizin av hikayeleri  av mavraları oldukça ünlüdür.

 İvriz ve Akgöl Ereğli’yi ve bölgeyi  bir av cenneti yapmıştır o dönemde adı pek av turizmi olarak nitelendirilmese de başka şehirlerden çok sayıda konaklamalı avcı  gelirdi .Araçlarda yada otellerde konaklama yaparlardı.

Bölge ,Av parkuru ve diğer  sahalar avcılık için çok uygun özelliklere sahipti.

Şehirde uzun süreli av etkinlikleri iklim diğer şartların uygun olması sebebiyle yapılabilmekte idi..Akgölde ismini Ereğli’den alan Türkiye'de az bulunan bir tür  alabalık cinsi bulunmuş ve alabalık ile hasırcı balığı bol olduğundan olta balıkçılığı da mazide yaygın olarak yapılmakta idi.

Gölün ve avcılığın faal döneminde Ereğli'nin bir nevi tanıtımı için kritik  bir Şans olan Avcılık kulübünün varlığı sayesinde genç ihtiyar Ereğli'nin  her kesimi ,her insanı avcılık kültürüne  aşina ve Ereğli avcılığı ile ilgili bir şeyler bilir idi.

Yeri gelmişken  bir avcı fıkrasını Ereğlili ifadesi ile avcı mavrasını  anlatalım,

Eski avcılardan biri Akgöl’e ava gider. 300 kadar ördeği görür sazlıklardan yavaşça ilerler tüfekle ateş etse 2 veya 3 ünü vuracağını hesaplar. Vazgeçer tüfeğini bırakır belindeki ipi alır göle dalar 200 kadar ördeği ayaklarından beline bağlar bu arada bir başka avcı gelip ördeklere ateş eder ördekler havalanıp bizim avcıyı da havalandırır avcı yukarıdan bağırır oğlum Ali tüfeği al sen eve götür ,bizim nereye konacağımız belli değil der.

Diğer bir fıkra  olarak ta ,   Eski avcılardan Mustafa ava gider ördeklere ateş eder üsteki uçan ördeği vurur vurulan ördek bir anda altaki ördeğin üstüne düşer ve alttaki ördek alıp götürür, bizim avcıda baka kalır.

ADANA HOROZU YETİŞTİRİCİLİĞİ VE HOROZ DÖVÜŞÜ

Eski mahallelerin ve konutların bahçeli oluşu kümes hayvanlarının yetiştirilesine olanak tanıdı ve hobi olarak kanatlı hayvan yetiştiriciliği yaygın uğraşlar arasına girdi. Meraklılarınca adana horozu cinsinden kavgacı yapıdaki horozlar yetiştirilmekte ve belirli mekânlarda horoz döğüş müsabakaları ve bahisler olmakta idi.

bugünde az sayıda meraklılarınca benzer etkinlikler düzenlenmektedir.

HATİCE ÖZYILDIZ

KASTAMONU ÜNİVERSİTESİ

HUKUK MÜŞAVİRİ